Kavak mantarı yetiştirme odasındaki mikroiklim.Mollier diyagramı ve çiğ noktası

Mantar yetiştiricilerinin çoğu, “çiğ noktası” ve “mantar taslaklarında yoğuşma yakalamak” ifadelerini bilir.

Bu olayın doğasını ve nasıl önlenebileceğini inceleyelim.

Okuldaki fizik derslerinden ve kendi tecrübemizden şunu biliyoruz ki, dışarıda hava aniden soğuduğu zaman sis ve çiğ oluşabilir. Yoğuşma söz konusu olursa bu olay şöyle tahmin edilir: çiğ noktasına ulaşıldığında mantar taslaklarından yoğuşmadan dolayı su akar veya büyüyen mantarlar üzerinde damlalar görünür (“çiğ” kelimesi asıl damlalar ile ilişkilendirilir). Fakat çoğu zaman yoğuşma, ince ve neredeyse hiç görünmez bir su tabakası şeklinde oluşur, çabuk buharlaşır ve dokunurken bile hissedilmez. Bu nedenle yoğuşma olayının hiç görünmez olduğu halde tehlikeli olması şaşırtıcı gelir.

Yoğuşmanın şöyle iki tehlikesi mevcut:

1.Neredeyse hiç görünmez olduğu için büyüyen mantar taslaklarının günde kaç kere yoğuşma tabakası ile kaplandığı ve bundan dolayı ne kadar zarar gördüğü tespit edilemez.

Asıl bu “görünmezliğinden” dolayı mantar yetiştiricilerinin çoğu yoğuşma olayını pek önemsemez ve mantarların kalitesine ve verimine olan etkisini anlayamaz.

2.Mantar taslaklarının ve genç mantarların yüzeyini tamamen kaplayan su tabakası, mantar şapkasının üst tabakasındaki hücrelerde biriken nemin buharlaşmasını engeller. Yoğuşma, yetiştirme odasındaki sıcaklık dalgalanmalarından dolayı oluşur (detayları aşağıdadır). Sıcaklık sabit bir hale getirilince şapka yüzeyindeki ince yoğuşma tabakası buharlaşır ve ancak bundan sonra kavak mantarı vücudundaki nem buharlaşmaya başlar. Mantar şapkası hücrelerindeki su oldukça uzun bir süre buharlaşmadan kalırsa hücreler ölmeye başlar. Su tabakasının uzun süreli (veya kısa süreli, fakat tekrarlanan) etkisi, mantar vücutlarındaki nemin buharlaşmasını engelleyerek mantar taslaklarının ve çapı 1 cm’ye kadar olan genç mantarların ölmesine neden olur.

Mantar taslakları sarılaştığı, pamuk gibi yumuşak olduğu ve üzerine bastırınca su akıttığı halde mantar yetiştiricileri, bu durumu genellikle bakteriyoza veya miselyumun kötü olmasına bağlarlar. Fakat aslında bu durum, yoğuşmanın etkisinden ölen mantar taslaklarında ve mantarlarda gelişen ikincil enfeksiyonlardan dolayı meydana gelir.

Peki yoğuşma neden meydana gelir ve çiğ noktasının gelmesi için sıcaklık dalgalanmaları nasıl olmalıdır? 

Bunun cevabı için Mollier diyagramına bakalım. Bu diyagram, problemlerin zor formül yerine grafik kullanılarak çözülmesi için bulunmuştur.

En basit bir durumu ele alalım.

Odadaki nem oranının aynı seviyede kaldığını, fakat hava sıcaklığının herhangi bir sebepten (örneğin, ısı eşanjörüne gelen suyun sıcaklığının normalden düşük olmasından) dolayı düşmeye başladığını farz edelim. 

Diyelim ki, odadaki hava sıcaklığı 15 derece ve nem oranı %89’dur. Mollier diyagramında bu, 15 rakamından gelen turuncu çizginin vardığı mavi A noktasıdır. Bu noktadan yukarı doğru bir çizgi çizersek bu durumda nem içeriği olarak 1 m3 havadaki su buharının 9,5 gram olduğunu görebiliriz. 

Nem oranının, yani havadaki su miktarının değişmediğini varsaydığımız için sıcaklık sadece 1 derece düşerse nem oranı %95 seviyesine gelir ve sıcaklık 13,5 derece olursa nem oranı da %98 seviyesinde olur.

A noktasından aşağı doğru (kırmızı renkli) bir çizgi çizersek %100 nem eğrisi ile kesiştiğinde B noktası oluşturulur (çiğ noktası budur). Bu noktadan da sıcaklık eksenine doğru yatay bir çizgi çizersek yoğuşmanın 13,2 derecede oluşmaya başlayacağını görürüz.

Bu örnekten ne öğrenebiliriz?

Şunu görüyoruz ki, genç mantar kümelerinin oluştuğu alandaki sıcaklığın sadece 1,8 derece düşmesi sonucu yoğuşma olayı meydana gelebilir. Çiğ asıl mantar taslaklarının üzerine düşer, çünkü kendi nemi şapka yüzeyinden sürekli buharlaştıran mantar taslaklarının sıcaklığı oda sıcaklığından her zaman 1 derece düşüktür.

Elbette ki, gerçek bir durumda hava borusundan gelen hava sıcaklığının iki derece düşük olması halinde bu hava odadaki daha ılık hava ile karışır ve nem oranı %100’e kadar değil de %95-98’e kadar artar.

Ancak şuna da dikkat etmemiz gerekir ki, yetiştirme odasında sıcaklık dalgalanmaları dışında gereğinden fazla nem veren nemlendirme jetleri de mevcut, dolayısıyla nem içeriği de değişir.

 

Bunun sonucu soğuk hava, fazla miktarda su buharı içerebilir ve hava borusunun çıkışında odadaki hava ile karışırken sis oluşabilir.

Hava akımlarının dağıtımı ideal olamadığı için herhangi bir akım değişikliği, büyüyen bir mantar taslağı etrafında öldürücü çiğ alanının oluşmasına neden olabilir. Bununla birlikte yanındaki mantar taslağı çiğ alanının etkisine maruz kalmayabilir ve üzerinde yoğuşma oluşmayabilir.

Bu olayda en üzücü şey, sensörlerin genellikle hava borularında olmayıp sadece oda içinde bulunmasıdır. Bu nedenle çoğu mantar yetiştiricisi, odadaki mikroiklim parametrelerinin bu kadar dalgalandığını hiç tahmin bile edemiyor. Hava borusundan gelen soğuk hava odada bulunan büyük miktardaki hava ile karışır ve sensör, odadaki havanın ortalama değerlerini algılar. Fakat mantarlar için asıl geliştikleri alandaki konforlu mikroiklim önemlidir!

Nemlendirme jetleri hava borularında değil de oda içinde bulunduğu halde yoğuşma olayı daha da tahmin edilemez duruma gelir. Çünkü böyle bir durumda gelen hava, mantarları kurutabilir ve aniden çalışmaya başlayan jetler, mantar şapkasında su tabakası oluşturabilir.

Yukarıdaki açıklamalardan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz: 

  1. En ufak 1,5-2 derecelik sıcaklık dalgalanmaları bile yoğuşmanın oluşmasına ve mantarların ölümüne sebep olabilir.  
  2. Mikroiklimdeki dalgalanmaları önleyemiyorsanız nem oranını mümkün olan en düşük seviyeye getirmeniz gerekir (sıcaklık +15 derece olursa nem oranı en az %80-83 olmalıdır). Bu durumda sıcaklık düştüğünde havanın aşırı nem ile dolma olasılığı daha düşük olur.
  1. Odadaki mantar taslaklarının çoğu floks* aşamasını tamamladığı ve 1-1,5 cm büyüklüğüne ulaştığı halde mantar şapkaları ve dolayısıyla buharlaşma yüzeyi de büyüdükçe yoğuşmadan ölme tehlikesi azalır.

Bundan sonra mantarların daha etli ve ağır olması için nem oranı yavaş yavaş günde en fazla %2 artırılarak optimum seviyeye (%87-89’a) getirilebilir. Nem oranı aniden yükselirse mantarlarda yine yoğuşma olayı meydana gelebilir.

 * Floks aşaması (lütfen, fotoğrafa bakınız): mantar taslağının hala küre şeklinde görünüp tekli mantarlara bölündüğü aşamadır. Bu gelişim aşamasında mantar taslağı Floks isimli çiçeğe benzer. 

  1. Sıcaklık ve nem dalgalanmalarının tespiti için nem ve sıcaklık sensörleri sadece kavak mantarı yetiştirme odasında değil, mantar taslaklarının geliştiği alanda ve hava borularında da mutlaka bulunmalıdır. 

5. Odada havanın nemlendirilmesi (ısıtılması veya soğutulması) yapılamaz!

6. Otomasyon sayesinde sıcaklık ve nem dalgalanmaları önlenerek mantarların ölümü de önlenmiş olur. Mikroiklim parametrelerinin etkisini kontrol eden ve ayarlayan program, özellikle kavak mantarı yetiştirme odaları için yazılmış olmalıdır.